Aşkı Aydınlatan Adam > Ümit Yaşar Oğuzcan

“Aşk şairi” denince akla gelen isim Ümit Yaşar Oğuzcan… Şiir plaklarıyla, şarkı sözleri ve yergileriyle 1940’lardan itibaren adını duyurmaya başlayan Oğuzcan’ın şiirleri günümüzde de bütün berraklığıyla akıllarda taht kurmaktadır.

Çevresi tarafından “Aşk Şairi” unvanını alan şairin umut, sevgi, özlem gibi konulardaki büyük başarıları dillere destan olmuştur. Sevgiliye duyduğu aşkı öyle güzel anlatmıştır ki okuyanlara ”İşte sevgi tamda budur.” dedirtmeyi başarmıştır. Bazı şiirlerinde aşk başlamadan güzel deyip çekingen kalmıştır. Platonik aşkı savunmuştur. Bazı şiirlerinde ise ille de aşk ille de sevgili deyip aşkını ortaya koymuştur. Ayrıca rubaileriyle de ismini duyurmuştur.

Ümit-Yaşar-Oğuzcan-aşkı-aydınlatan-adam

En çok bilinen ve bestelenmiş olan bir rubaisi;
”Biraz kül, biraz duman… O benim işte.
Kerem misali yanan… O benim işte.
İnanma gözlerime ben, ben değilim.
Beni sevdiğin zaman… O benim işte.”
Ümit Yaşar Oğuzcan babadan şairdir. Aslen Mersin’li olan Ümit Yaşar’ın babası Lütfü Oğuzcan’da şairdir. Ümit Yaşar büyük şairliğini babasına borçludur.
Baba Lütfü Oğuzcan zamanında oğluna aşağıdaki dizeleri içeren şiiri yazmıştır.
‘Bak dünya ne güzel bu sitem niye?
Ettim ben adımı sana hediye.
Mutluyum ey oğul babanım diye.
Çarptırma hicvinle cezaya beni.’
‘Bir baba durduk yere oğluna sitem edip böyle bir şiir yazacak. Olacak iş değil.’ dedirtiyor insanlara. Ama işin aslı bilinmeden konuşuluyor tabi ki. Babanın oğluna böyle bir şiir yazmasının asıl nedeni Ümit Yaşar’ın sık sık intihara kalkışmasıdır. Bu kadar etkili aşk şiirleri yazmasına rağmen çok kez intihar edecek kadar karamsar bir ruh haline sahip olması şaşırtıcı. Aşkı, hayatı, umutları bütün güzelliğiyle dizelere dökerken 24 kez intihar ettiğini öğrenmek insanın zihninde tarifi imkânsız düşüncelere yol açıyor.
Hayata karşı takındığı melankolik tavrına rağmen aşk hakkında yazmaktan kendini alamayan şair 1973’de yaşadığı trajik olaydan sonra hayatın boşluğu, ölüm ve acı gibi konularda yazmaya başlamış ve kendini ‘Acılar Denizi’ olarak tasvir etmiştir.
Oğlunun intihar ettiği zamanlar içerisinde Oğuzcan’ın evinde huzursuzluklar artmıştı. Babasının sürekli intihar etmesinden, evdeki kargaşadan bunalan ve muhtemelen depresyonda olan Vedat kendini Galata Kulesinden boşluğa bıraktı. Henüz 17 yaşında olan Vedat’ın intiharının ardından cansız bedenine yaklaşıp avucunda olan kâğıdı okuyanlarca aydınlatılmıştır bu ani gidişin sebebi. ‘Baba öyle değil böyle gidilir.’
Bu olaydan sonra karamsarlığını şiirlerinde de görmek hiç zor olmamıştır. Özellikle oğlunun ölümünün ardından ona hitaben yazdığı Galata Kulesi adlı şiiri bambaşkadır.

İçindeki bütün karamsarlığa inat şair, şiir yazmaktan vazgeçmemiş ve tam 33 şiir kitabını yayınlatmıştır. Ayrıca 4 yazı kitabı ve 13 antoloji kitabı vardır. Türk edebiyat tarihine ismini altın harflerle yazdırmayı başaran Oğuzcan 4 Kasım 1984’de vefat etmiştir. Bize ondan okudukça okunası şiirleri kalmıştır. Hayatı boyunca karamsarlıkla yaşamış, mutluluk beklemiş ve beklemekten bıkmamış şairimizin bekleyişini en iyi ifade ettiği cümle;
”Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek…”


24 Nisan 2013
1
Nihal Azizoglu

Bu Konu Hakkında Yorum Yapabilirsiniz